Fatih ekspresini herkes bilir. Genellikle restoranında altı bucuk milyon dolara bira içilir, laubali olma eğilimindeki garsonlarla minimum iletişim kurulur, tcdd personeliyle aranın nasıl olduğuna bağlı olarak türk sanat müziği çalar, ya da çalmaz ve en önemlisi eğer yalnız seyahat ediyorsan karşına -çekim yasasından mıdır nedir- acaip bomba bir tipleme oturur kalır! Ve sonuç olarak konforlu bir uyku uyumak için girişimde bulunduğun bütün o yastık-gazete-müzik üçlemesi suya düşer.... Geceyi eskişehire yaklaşırken bavullarını almak üzere vagonlar arasında koşturaraktan tamamlarsın...
Bu gece de o ilginç fatih ekspresi sendromlarımdan birini yaşadım elimde olmayarak. 50 kiloluk bedenimle her biri benden heybetlice olan 3 bavulla, haydarpaşaya indim. Diğer cörnıllarımda belirttiğim üzere 63 yaşında olan tonton babacığımın benimle gelerek, bavulumu taşıyıp üstüne bir de yolcu etme hüznünü yaşamasına kıyamadığımdan, ısrarla tek başıma gittim tren istasyonuna. Sonra taksiden iner inmez vücudumda konuçlandıramadığım o 3 bavula birbirinden çirkin ayrı ayrı hakaretler yağdırarak yöneldim trene... Sonrası malum.. 78 km yol yürüyüp, oturucağın yere ulaşmanın sevinci ve yanında kimin oturduğunu merak ettiği her halinden belli gözlerinle etrafı kolaçan etmek...
En nihayetinde yanıma sonradan öğreneceğim üzere 56 yaşında bir bey oturdu. Ve bu bey, oldukça girişimci bir halet-i ruhiyeyle elini uzatıp medenice benimle tanıştı. Adı Mustafa'ydı ve 2. cümlesinde hangi işle istigal ettiğini bana söylemekten çekinmedi.
" Merhaba hanım kızım, benim adım Mustafa. İl genel meclis üyesiyim. Haymanadan. Ankara'ya gidiyorum, kurbanı istanbul'da benim oğlanın yanında geçirdik. Senin yolculuk nereye?"
(sıcak kanlı bu davranış üzerine hevesle cevap veren ben)
-"ESKİŞEHİR'E!!!!!"
Bu kadar ünlem işareti az gelir sanırım. İnsanlarla bu kadar iletişim canlısı olduğumu ben de bu gece öğrendim. Ve bundan başka öğrendim ki, bizim bu Mustafa amca, mevcut iktidarımızın önde gelen abilerinden biriymiş. Aslında inancı gereği benimle el sıkışmaması gerekiyormuş ama, aynı zamanda insanlarla tanışma gerekliliğini de gözden kaçırmamalıymış. Karısıyla kızı 2.vagondalarmış, öyle denk gelmiş. Velhasılkelam, bir umut bir siyasetçi yakalamışken, ortak payda arama çabalarım, amcanın 95'te refah partisinden aday olduğunu söylemesiyle son buldu... Yılmadım, dinledim. Söylediği herşeyi, can kulağıla hem de. Birileri bu ülkede kimin ne söylediğini durup dinlemeli diye, belki doğru birşeyler işitirim diye... Kendi yanlışlarımla yüzleşirim diye... Ancak karşımdaki 56 yaşındaki adam, bugüne kadar değer bildiğim herşeyin tam tersini söyleyip durdu benim beklentilerimin aksine. Hatta sağlam klişeler arasına girmiş, benim bir ademoğlundan en son duymak istiyeceğim cümleleri bile sarfetti. Aynen yazıyorum.
"Bak mesela hanım kızım benim kızım var 17 yaşında, türbanlı kendisi. Bak sen de ne güzel hanım hanımcık giyinmişsin. (en muhafazakar halim olan kot-kazak kombinasyonumdan bahsederek...) Ama herkes böyle mi? Bak sokaklarda kadınlar afedersin transparan giyiniyorlar, geçen gördüm markette bir kadın dapdaracık kot pantolon giymiş afedersin her yer meydanda. (..ve bomba cümle gelir...) YAZIK DEĞİL Mİ BU MEMLEKETİN İNSANINA SORARIM SANA?????????!!!!!
Cinsiyetim namına her ne kadar duygu varsa arka arkaya gözden geçirip gözlerim dolarak:
-"evet yazık amca, haklısın."
Hep istediğim o tartışma platformunu yakalamışken, memleketin erkek evladının sefil çüküne acıyarak bütün kadınlık onurumuzu ayaklar altına aldım. Çünkü basiretim bağlandı. Çünkü cevap vericek takati yüce rabbim henüz damarlarımdaki asil kana nakledememişti.. Bir sebepten ötürü kapsama alanı dışında öylece kalakaldım. Sonra bu il genel meclisi üyesi amca bir yığın akp faaliyetinden bahsetti. Bahsederken devamlı, "biz apayrı fikirlerin insanıyız ama ortak paydada buluşabilirz" mesajı vermeyi ihmal etmedi. Ben de geçirdiğim şok karşısında bildiğim herşeyi baştan alıp cevap vermeye çalışırken, yanımızdaki tekli koltukta oturan son derece fikirdaş olduğumuzu düşündüğüm hemcinsimle gözgöze gelerek, içimin alevine su serptim adeta.
En son kompartmanda dişlerimi sıkarak tebbessüm etmeye çalıştığım şöyle bir diolog da geçmedi değil amcayla aramızda:
"Eeeeee, Erbakan napıyo bu arada?"
-"Napsın yazık yaşlandı, hasta..."
-"Vah yazııııık... Biliyo musunuz, biz ailecek hiiç sevmeyiz Erbakanı.."
-"Yapma yahu? Tanıyor musunuz peki?"
-"Altınoluk'ta komşu olduk diye ev sattı annemler.. O kadar sevmeyiz yani..."
-"...."
Bu sohbeti 3 sayfa kadar daha uzatmak mümkün. Gündemdeki hemen her konuyu, içindeki iman gücüyle cevaplamaya gayret eden, yüzünde bir sempatik olmaya çalışır ifade ile pişkince eğitim, sağlık, işsizlik gibi konulardan bahseden adam ile 2 saatlik sohbet sonunda dayanamayarak gözgöze geldiğim kadıncağızla bira içmek üzere yemekli vagonda bulduk kendimizi. Bir adamın"ben türkiyeliyim, türk değilim" söylemi üzerine beyaz saçlı bir amca ile kara kaşlı bir vatandaşımsının kavgası üzerine orayı da terk ettik.
Bu tren macerası üzerine, kendimi biraz apolitik yaklaşımlarda görmeye davet ettim gecenin sonunda.
Kahvaltı yapıp okula gitme planımın suya düşmemesini temenni ediyorum bunca uykusuzluk ve sosyal konular üzerine.
Çok sıkıcı ve sadece birileriyle paylaşmam gerektiği için yazdığım bu cörnılı okuyan insan evlatlarına da saygı duyuorum son derece.
Esenlikler diliyorum efendim.
Hayırlı günler olsun, Tanrı bütün il genel meclis üyelerini korusun, onları transparan giyinmiş mahlukat-ı avratlarla karşılaştırmasın.
amen.
Bu gece de o ilginç fatih ekspresi sendromlarımdan birini yaşadım elimde olmayarak. 50 kiloluk bedenimle her biri benden heybetlice olan 3 bavulla, haydarpaşaya indim. Diğer cörnıllarımda belirttiğim üzere 63 yaşında olan tonton babacığımın benimle gelerek, bavulumu taşıyıp üstüne bir de yolcu etme hüznünü yaşamasına kıyamadığımdan, ısrarla tek başıma gittim tren istasyonuna. Sonra taksiden iner inmez vücudumda konuçlandıramadığım o 3 bavula birbirinden çirkin ayrı ayrı hakaretler yağdırarak yöneldim trene... Sonrası malum.. 78 km yol yürüyüp, oturucağın yere ulaşmanın sevinci ve yanında kimin oturduğunu merak ettiği her halinden belli gözlerinle etrafı kolaçan etmek...
En nihayetinde yanıma sonradan öğreneceğim üzere 56 yaşında bir bey oturdu. Ve bu bey, oldukça girişimci bir halet-i ruhiyeyle elini uzatıp medenice benimle tanıştı. Adı Mustafa'ydı ve 2. cümlesinde hangi işle istigal ettiğini bana söylemekten çekinmedi.
" Merhaba hanım kızım, benim adım Mustafa. İl genel meclis üyesiyim. Haymanadan. Ankara'ya gidiyorum, kurbanı istanbul'da benim oğlanın yanında geçirdik. Senin yolculuk nereye?"
(sıcak kanlı bu davranış üzerine hevesle cevap veren ben)
-"ESKİŞEHİR'E!!!!!"
Bu kadar ünlem işareti az gelir sanırım. İnsanlarla bu kadar iletişim canlısı olduğumu ben de bu gece öğrendim. Ve bundan başka öğrendim ki, bizim bu Mustafa amca, mevcut iktidarımızın önde gelen abilerinden biriymiş. Aslında inancı gereği benimle el sıkışmaması gerekiyormuş ama, aynı zamanda insanlarla tanışma gerekliliğini de gözden kaçırmamalıymış. Karısıyla kızı 2.vagondalarmış, öyle denk gelmiş. Velhasılkelam, bir umut bir siyasetçi yakalamışken, ortak payda arama çabalarım, amcanın 95'te refah partisinden aday olduğunu söylemesiyle son buldu... Yılmadım, dinledim. Söylediği herşeyi, can kulağıla hem de. Birileri bu ülkede kimin ne söylediğini durup dinlemeli diye, belki doğru birşeyler işitirim diye... Kendi yanlışlarımla yüzleşirim diye... Ancak karşımdaki 56 yaşındaki adam, bugüne kadar değer bildiğim herşeyin tam tersini söyleyip durdu benim beklentilerimin aksine. Hatta sağlam klişeler arasına girmiş, benim bir ademoğlundan en son duymak istiyeceğim cümleleri bile sarfetti. Aynen yazıyorum.
"Bak mesela hanım kızım benim kızım var 17 yaşında, türbanlı kendisi. Bak sen de ne güzel hanım hanımcık giyinmişsin. (en muhafazakar halim olan kot-kazak kombinasyonumdan bahsederek...) Ama herkes böyle mi? Bak sokaklarda kadınlar afedersin transparan giyiniyorlar, geçen gördüm markette bir kadın dapdaracık kot pantolon giymiş afedersin her yer meydanda. (..ve bomba cümle gelir...) YAZIK DEĞİL Mİ BU MEMLEKETİN İNSANINA SORARIM SANA?????????!!!!!
Cinsiyetim namına her ne kadar duygu varsa arka arkaya gözden geçirip gözlerim dolarak:
-"evet yazık amca, haklısın."
Hep istediğim o tartışma platformunu yakalamışken, memleketin erkek evladının sefil çüküne acıyarak bütün kadınlık onurumuzu ayaklar altına aldım. Çünkü basiretim bağlandı. Çünkü cevap vericek takati yüce rabbim henüz damarlarımdaki asil kana nakledememişti.. Bir sebepten ötürü kapsama alanı dışında öylece kalakaldım. Sonra bu il genel meclisi üyesi amca bir yığın akp faaliyetinden bahsetti. Bahsederken devamlı, "biz apayrı fikirlerin insanıyız ama ortak paydada buluşabilirz" mesajı vermeyi ihmal etmedi. Ben de geçirdiğim şok karşısında bildiğim herşeyi baştan alıp cevap vermeye çalışırken, yanımızdaki tekli koltukta oturan son derece fikirdaş olduğumuzu düşündüğüm hemcinsimle gözgöze gelerek, içimin alevine su serptim adeta.
En son kompartmanda dişlerimi sıkarak tebbessüm etmeye çalıştığım şöyle bir diolog da geçmedi değil amcayla aramızda:
"Eeeeee, Erbakan napıyo bu arada?"
-"Napsın yazık yaşlandı, hasta..."
-"Vah yazııııık... Biliyo musunuz, biz ailecek hiiç sevmeyiz Erbakanı.."
-"Yapma yahu? Tanıyor musunuz peki?"
-"Altınoluk'ta komşu olduk diye ev sattı annemler.. O kadar sevmeyiz yani..."
-"...."
Bu sohbeti 3 sayfa kadar daha uzatmak mümkün. Gündemdeki hemen her konuyu, içindeki iman gücüyle cevaplamaya gayret eden, yüzünde bir sempatik olmaya çalışır ifade ile pişkince eğitim, sağlık, işsizlik gibi konulardan bahseden adam ile 2 saatlik sohbet sonunda dayanamayarak gözgöze geldiğim kadıncağızla bira içmek üzere yemekli vagonda bulduk kendimizi. Bir adamın"ben türkiyeliyim, türk değilim" söylemi üzerine beyaz saçlı bir amca ile kara kaşlı bir vatandaşımsının kavgası üzerine orayı da terk ettik.
Bu tren macerası üzerine, kendimi biraz apolitik yaklaşımlarda görmeye davet ettim gecenin sonunda.
Kahvaltı yapıp okula gitme planımın suya düşmemesini temenni ediyorum bunca uykusuzluk ve sosyal konular üzerine.
Çok sıkıcı ve sadece birileriyle paylaşmam gerektiği için yazdığım bu cörnılı okuyan insan evlatlarına da saygı duyuorum son derece.
Esenlikler diliyorum efendim.
Hayırlı günler olsun, Tanrı bütün il genel meclis üyelerini korusun, onları transparan giyinmiş mahlukat-ı avratlarla karşılaştırmasın.
amen.
Konu: erbakan hoca
Sanırım 7 saati aşkın ev temzliğinden ötürü yorumunuzu algılayamadım..
4 yaşında bir çocuğa anlatır gibi açıklarsanız sevinirim.
Bağlantı »
Konu: erbakan hoca
islamda lideri saymamanın 2 nedeni vardir
1: lider ölür
2: akli dengesini yitirir
verbakan hoca ölmedi ve akli dengesi benden daha iyi
UMUT SARIKAYA_1994@hotmail.com
Bağlantı »