SEVGİLİ GÜNLÜK FEYSBUK...
5/2/2009Sevgili Günlük Feysbuk;
32 senelik evlilikten sonra, 64 yaş civarındaki ebeveynlerimin taşınma kararı bayram tatilime damgasını vurdu. Evlilik hayatlarını sayısal olarak ifade etmemin sebebiyse; tabii ki annemin evdeki gereksiz eşya yığınını evlilik hayatlarının uzunluğuyla kıyaslaması gerçeğinden ileri gelmekte... Yüzyıllardır edilen bin dokuz yüz seksenlerden günümüze kırılmadan (!) erişebilmiş vazo&biblo yığını kavgaları, havada uçan ya da çaktırılmadan kaldırılan danteller ve sevgili annemizin raf gibi açık alanlara yaptığı çekmece muamelesi gibi konular bir yana, bunca yıldır ailemin son derece sivil ve emekli insanlar olmalarına karşın, bu denli göçebe takılmaları biraz sinir bozucu olabiliyor.... Halen bir yerleşik düzen kuramamamızda, damarlarımızda akan göçmen kanının bir etkisi var mıdır, bunu düşünüyorum uzun zamandır....
Ev değiştirmek, 12 sene doğup büyüdüğü yerden pat diye ayrılan ve sonrasında ardı arkadası kesilmeden taşınan biri için gitgide daha duygusallaşan bir süreç olmaya başlıyor. Ama bu, benim pencere pervazları dahil evin her köşesine yüklediğim anlamlarla da alakalı olabilir. Yani bir evin ne kadar kenarı, ne kadar köşesi, ucu, bucağı, tavanı, kapısı varsa; benim için taşınmak o denli zor oluyor anlicağınız. Her noktayla ayrı ayrı vedalaşma zorunluluğu, mekanlara yüklenilen anlam merasimi adı altında, uzun zaman alabiliyor. Bir evin aşağısında nakliyat kamyonunun bekleme süresi ne kadar fazlalaşıyosa; bilin ki o evden benim çıkma ihtimalim de o kadar yükseliyor! :)
Nakliyat demişken, galiba en değinilmesi gereken konu bu taşınırken. Kapıya 50 yaş üstü hammal amcalar gelince, taşınmayı takiben 1-2 ay bel ağrısı çekmişliğim gayet aşina… Çünkü İşin ucundan tutmak, kendimi en son kanepenin ucundan tutarken görmüşlüğüme kadar varıyor. Nakliyatçı amcalar işlerinin püf noktalarından bahsetmeye bayılıyorlar bi de. Yani yükü taşıma tekniği, arabaya yerleştirme biçimi, kamyondan indirme sanatı gibi uzayıp giden bir listeyi, size uzun uzun anlatmayı çok seviyorlar..
“Abla bak, yükü dağıtıcan sırtına, maazallah bükülür kalıverirsin sonra. Bak biz 5 kardeşiz 38 yıldır yapıyoz bu işi, evelallah gerekirse buzdolabını da indiririz 11 kat, sıkma sen canını..” gibi diologlar, içlerinde en sık karşılaştığım çeşit…
Onlar işini, biz de onları seviyoruz. Nakliyatçı amcaları...
Durum böyle sevgili feysbuk. İstanbul’da hava parçalı bulutlu dicem; değil… Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesi kapsamında gri ve de çok güzel… Böyle havalarda dolmabahçede çay içip, indi inicek yağmurun kokusunu duyumsamaya çalışırken, denizin oldukça 3Dmax’le yapılmış görüntüsünü, doğayla dijitalin ayrımsızlık noktasına hayret ederek izlemek lazım… Ama bizim koli bulmamız lazım önce. Malum, 32 sene! İffet Teyzenin aldığı vazo, büyükanneden kalan halı, bilmem kimden hediye bilimum süs eşyası… Ailemizi; geçmizi kutulara koyucaz daha; her biriyle diğer evimizde buluşmak üzere vedalaşıcağım bir seramoni daha beni bekler… Bu evin girintisi çıkıntısı çok değil Allahtan, kamyoncu amcaları çok bekletmicem….. :)
Sevgili feysbuk, sana iyi bayramlar dilerim
Kal sağlıcakla…
İstanbul, 07.12.2008
32 senelik evlilikten sonra, 64 yaş civarındaki ebeveynlerimin taşınma kararı bayram tatilime damgasını vurdu. Evlilik hayatlarını sayısal olarak ifade etmemin sebebiyse; tabii ki annemin evdeki gereksiz eşya yığınını evlilik hayatlarının uzunluğuyla kıyaslaması gerçeğinden ileri gelmekte... Yüzyıllardır edilen bin dokuz yüz seksenlerden günümüze kırılmadan (!) erişebilmiş vazo&biblo yığını kavgaları, havada uçan ya da çaktırılmadan kaldırılan danteller ve sevgili annemizin raf gibi açık alanlara yaptığı çekmece muamelesi gibi konular bir yana, bunca yıldır ailemin son derece sivil ve emekli insanlar olmalarına karşın, bu denli göçebe takılmaları biraz sinir bozucu olabiliyor.... Halen bir yerleşik düzen kuramamamızda, damarlarımızda akan göçmen kanının bir etkisi var mıdır, bunu düşünüyorum uzun zamandır....
Ev değiştirmek, 12 sene doğup büyüdüğü yerden pat diye ayrılan ve sonrasında ardı arkadası kesilmeden taşınan biri için gitgide daha duygusallaşan bir süreç olmaya başlıyor. Ama bu, benim pencere pervazları dahil evin her köşesine yüklediğim anlamlarla da alakalı olabilir. Yani bir evin ne kadar kenarı, ne kadar köşesi, ucu, bucağı, tavanı, kapısı varsa; benim için taşınmak o denli zor oluyor anlicağınız. Her noktayla ayrı ayrı vedalaşma zorunluluğu, mekanlara yüklenilen anlam merasimi adı altında, uzun zaman alabiliyor. Bir evin aşağısında nakliyat kamyonunun bekleme süresi ne kadar fazlalaşıyosa; bilin ki o evden benim çıkma ihtimalim de o kadar yükseliyor! :)
Nakliyat demişken, galiba en değinilmesi gereken konu bu taşınırken. Kapıya 50 yaş üstü hammal amcalar gelince, taşınmayı takiben 1-2 ay bel ağrısı çekmişliğim gayet aşina… Çünkü İşin ucundan tutmak, kendimi en son kanepenin ucundan tutarken görmüşlüğüme kadar varıyor. Nakliyatçı amcalar işlerinin püf noktalarından bahsetmeye bayılıyorlar bi de. Yani yükü taşıma tekniği, arabaya yerleştirme biçimi, kamyondan indirme sanatı gibi uzayıp giden bir listeyi, size uzun uzun anlatmayı çok seviyorlar..
“Abla bak, yükü dağıtıcan sırtına, maazallah bükülür kalıverirsin sonra. Bak biz 5 kardeşiz 38 yıldır yapıyoz bu işi, evelallah gerekirse buzdolabını da indiririz 11 kat, sıkma sen canını..” gibi diologlar, içlerinde en sık karşılaştığım çeşit…
Onlar işini, biz de onları seviyoruz. Nakliyatçı amcaları...
Durum böyle sevgili feysbuk. İstanbul’da hava parçalı bulutlu dicem; değil… Balkanlardan gelen soğuk hava kütlesi kapsamında gri ve de çok güzel… Böyle havalarda dolmabahçede çay içip, indi inicek yağmurun kokusunu duyumsamaya çalışırken, denizin oldukça 3Dmax’le yapılmış görüntüsünü, doğayla dijitalin ayrımsızlık noktasına hayret ederek izlemek lazım… Ama bizim koli bulmamız lazım önce. Malum, 32 sene! İffet Teyzenin aldığı vazo, büyükanneden kalan halı, bilmem kimden hediye bilimum süs eşyası… Ailemizi; geçmizi kutulara koyucaz daha; her biriyle diğer evimizde buluşmak üzere vedalaşıcağım bir seramoni daha beni bekler… Bu evin girintisi çıkıntısı çok değil Allahtan, kamyoncu amcaları çok bekletmicem….. :)
Sevgili feysbuk, sana iyi bayramlar dilerim
Kal sağlıcakla…
İstanbul, 07.12.2008
0 yorum yazılmıştır